Dolar 13,5763
Euro 15,4904
Altın 790,88
BİST 2.072,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Az Bulutlu
İstanbul
9°C
Az Bulutlu
Pts 7°C
Sal 4°C
Çar 9°C
Per 9°C

Dikişin aşkla bir ilgisi olmalı: “Singer 170. Yıl Sergisi” ziyarete açıldı

Bir zamanlar tüm evlerin baş köşesindeyken şimdiyse yalnızca sıla-i rahim diyerek ziyaret ettiğimiz aile büyüklerimizin evinde bir köşeye …

Dikişin aşkla bir ilgisi olmalı: “Singer 170. Yıl Sergisi” ziyarete açıldı
A+
A-
09.01.2022
3
ABONE OL

Bir zamanlar tüm evlerin baş köşesindeyken şimdiyse yalnızca sıla-i rahim diyerek ziyaret ettiğimiz aile büyüklerimizin evinde bir köşeye konuşlanmış “kara makina”ları bilirsiniz. Çoğu masalı ve sandıklı olan bu makinaların üzerinde genellikle iki kapak bulunurdu. Bu kapaklar açıldığında dikiş masasının sandığından bir kara makina baş aşağı durmuş bizi selamlardı.

Makinayı yer çekimine uygun hale getirdikten sonra önüne bir sandalye çekilir, dikiş ipliği makara pimi başta olmak üzere tüm güzergahını doğru takip etmek suretiyle makinaya yerleştirilirdi. Dikilecek kumaş, kumaş ayağı ile sabitlendi mi kollu ise kolunu çevirerek, pedallı ise ayakları bir ileri bir geri hareket ettirerek çalışmaya başlardı dikiş makinası. O makinayle neler neler dikilirdi…

Maaile için bayramlık kıyafetler, nikahlık döpiyesler, evin haylaz çocuğunun yamanacak pantolonları, evlenecek gencin tüm çeyizleri bu makinadan çıkardı.Yaygınlaşmaya başladığı dönemde ev tipi bir dikiş makinası, her genç kızın çeyizinde olmazsa olmaz, kıymetli bir üründü. Hatta bazı ailelerde dikiş makinası alınmadan çeyiz tamamlanmış kabul edilmezdi.

Hazır giyimin henüz yaygın olmadığı dönemde ev tipi dikiş makinaları ile terzilik mesleğine adım atan pek çok ev hanımı görmek mümkündü. Kurulu olmasa da mutlaka her evde bazen üzerine yorganlar dizilmiş yüklük konumunda bazen oturma odasının bir köşesinde saksılara sehpa olmuş kara makinalar olurdu.

ARTIK BİR HOBİ

Günümüzde bir “çeyiz” ürününden ziyade bir hobi makinasına doğru evrilen dikiş makinaları, özlediğimiz o antika görünümler ile Rahmi M. Koç Müzesi ev sahipliğinde “Singer 170. Yıl Sergisi”nde ziyarete açıldı.

İki asra yakın süre boyunca markanın tanıklık ettiği hikayeleri anlattığı sergi, her şeyin evlerde dikildiği günlerden Birinci Dünya Savaşı için dikilen Türk bayraklarına, moda endüstrisine çağ atlatan yapay zeka ile çalışan makinelerden kadın girişimlerin başarı hikayelerine kadar uzanan 170 yıllık marka tarihini ziyaretçileri ile paylaşıyor.

Sergide, yurt dışından ve Anadolu’nun farklı bölgelerinden toplanan, şahsi koleksiyonlardan elde edilen makineler, kıymetli belge ve materyaller yer alıyor. Ayrıca sergi, markanın YouTube kanalında yayınlanan “Singer’le Dikiş Aşkına” isimli belgesel film ile dijital olarak da destekleniyor.

Dudu Hanım’ın hikayesi

1886’da okyanusu aşıp Osmanlı topraklarına gelen dikiş makinası ile ilk dikiş makinası mağazası 1904’te o zamanki ismi Cadde-i Kebir olan İstiklal Caddesi’nde açılır. Hasan Efendi Dersaadet Tramvay Tünel Şirketi’nden yani günümüzdeki ismiyle İETT’den 1912 tarihinde emekli olur. İstanbul dönüşü sevgili eşi Dudu Hanım’a bir hediye götürmek ister ve Beyoğlu vitrinlerini süsleyen elle çevirmeli bir Singer dikiş makinasını satın alır ve eşine, Sivas’a götürür. Dudu Hanım, 1865 yılında yeniden yapılan vilayet düzenlemesinde Şebinkarahisar sancağı Trabzon’dan alınarak Amasya ve Tokat ile birlikte Sivas vilayetine bağlanan Suşehri’nde yaşamaktadır. Dikiş faaliyetlerine kendi şehrinde devam eden Dudu Hanım, Birinci Cihan Harbi’nin başlaması ile Ankara’ya Merkez Dikimhanesi’ne çağrılır. Dudu Hanım’ın görevi meşakkatlidir ancak dikişe duyduğu aşkla en büyük aşkı vatan için yine biricik eşinin ona hediyesi makina ile çalışır.

Isaac Merritt Singer: Singer’in nkurucusu.n

Taksitli ilk satış

Bugünden neredeyse 60 bin yıl önce iğnenin keşfi ile başlayan dikiş serüveni, 1850’de Boston’da Isaac Merritt Singer’ın karısına duyduğu aşkla bambaşka bir boyuta taşınır. Çok çocuklu bir ev hanımı olan Catharine Maria Haley evdeki dikiş işleri ile hayli meşguldur. Eşi Isaac Merritt, karısının bitmek bilmez uğraşına bir kolaylık sağlamak arzusuyla 1850’de dikiş makinasını icat eder. Isaac Merritt’tın tasarladığı dikiş makinası ilk değildir ancak “Satandart I”; boyutu, ipliği koparmama ve kumaş kavrama özelliği ile emsallerinden ayrılır ve onların önüne geçer. 12 Ağustos 1851 yılında bu icadı için patent alan mucit, sadece karısının değil, tüm ev kadınlarının yükünü azaltmayı hedefler. Ancak o dönem için “yükte hafif, pahada ağır” olarak tasarlanan bu makinayı satın alabilecek kadınlar sınırlıdır. Tam bu noktada bir pazarlama stratejisi kullanılarak ilk kez bir ürün için taksitli satışlar ortaya çıkar.

Al Sancaklar burada dikildi

Ankara Merkez Dikimhanesi, II. Mahmut’un gerçekleştirdiği reformlar çerçevesinde Asâkir-i Mansûre ordusu askerlerine üniforma dikmek için 1827 yılında kurulan Dikimhane-i Amire’nin bir benzeri olarak Ankara’da faaliyet göstermektedir. Savaşa katılan tüm askerlerin mintanlarından iç çamaşırlarına kadar dikilecek her giysi ile birlikte yeni kurulacak ülkenin ay-yıldızlı kırmızı bayrağı da burada dikilir. Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in erken dönemlerine kadar kullanılan bayrakların koleksiyonunu yapan Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu, “Singer 170. Yıl” sergisine Dudu Hanım tarafından dikilen ve “İzmir’in dağlarında açan çiçekler” olarak nitelediği üç özel bayrakla katkıda bulunur. Sergide Dudu Hanım tarafından dikilmiş bayrağın yanında, bayrağı taşırken kullanılmak üzere bir “garçin” yani muhafaza bohçası da sergilenmektedir.

DİKİŞİ GÖSTEREN ÜTÜ

“Terzinin dikişi kötü, dikişi gösteren ütü” sözü terziler tarafından sıkça kullanılan bir deyimdir. Sahiden de dikilen hiçbir parçanın son ütüsü yapılmadan dikişleri yerli yerine oturup muntazaman durmaz. Bu nedenle geçmişten günümüze terzi ve dikiş makinası kadar olmasa da terzi ve ütü arasında da kuvvetli bir bağ vardır. Sergide yer alan materyallerden biri de bu antika ütülerdi. Hem ağırlığı hem de içine konulan kömürün sıcaklığı ile kumaştaki kırışıklıkları gideren bu ütüler, elektrikli ütülere göre çok daha uzun süreli sonuçlara imza atıyordu. Ancak elektrikli ütünün icadı ve yaygınlaşması ile bugün en eski terzilerde bile rafa kaldırıldı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.