Dolar 8,4705
Euro 10,2921
Altın 502,04
BİST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Pts 24°C
Sal 28°C
Çar 26°C
Per 23°C

Retina hastalıkları görme duyumuzu tehdit ediyor

Gözün retina kısmında oluşan hastalıkların doğrudan görme duyusu üzerinde etkisi vardır. Yüksek miyobi, diyabet ve hipertansiyon hastalarının …

Retina hastalıkları görme duyumuzu tehdit ediyor
A+
A-
10.04.2021
6
ABONE OL

Gözün retina kısmında oluşan hastalıkların doğrudan görme duyusu üzerinde etkisi vardır. Yüksek miyobi, diyabet ve hipertansiyon hastalarının düzenli olarak doktor kontrolünden geçmesi retina sağlığı açısından oldukça önemlidir. Gözde oluşan ışık çakması ve uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler) gibi belirtilerin retina hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkat çeken Medicana Çamlıca Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Peykan Türkçüoğlu, retinada oluşan hastalıkların doğrudan görme duyusunu tehdit ettiği konusunda uyardı.

BU BELİRTİLERE DİKKAT

Göz küresinin arka duvarını bir duvar kağıdı gibi kaplayan, görme hücrelerinden oluşan ağ tabaka olan retinada ortaya çıkan hastalıkların ciddi sonuçları olabileceğini belirten Prof. Dr. Türkçüoğlu, retina hastalığının belirtilerini şöyle sıraladı: “Kırık-eğri görme, ani veya yavaş görme kaybı, ışık çakmaları, göz önünde uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler), görüşün perdelenmesi, gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı, görüş alanında karanlık bölgeler oluşmasıdır.”

Retina yırtığı nasıl tedavi edileceğine de değinen Prof. Dr. Türkçüoğlu, dedi.

RETİNA AMELİYATLARINDA GÜVENİLİR YÖNTEM

Amerika Birleşik Devletleri, Johns Hopkins Medika Enstitüleri, Wilmer, Medikal Retina ve Vitreo-retinal Cerrahi konularında çalışmalarda bulunan, Avrupa Göz Hekimliği Yeterlilik Kurulu Üyesi Türkçüoğlu, vitrektomi konusunda şöyle bilgi verdi: “Vitrektomiyi, gözün arka kısmında geniş alandaki boşluğu dolduran jeli, bulunduğu yerden ayırıp boşaltma işlemi olarak tanımlanıyor. Vitreus denilen bu jelin boşaltılmasının operasyonu gerçekleştirecek cerraha retinaya ulaşma imkanı veriyor söyledi. Gözü iki ana yapıda sınıflandırabiliriz. Ön kısım (kornea ve lens), fotoğraf makinasındaki mercek sistemine; arka kısım (vitreous ve retina) makinanın içine ve fotoğraf filmine benzetebiliriz. Ön kısmın görevi görüntünün arka kısma ulaşmasını sağlamaktır. Ancak asıl görme işlevini yerine getiren ve sinirsel iletileri beyine gönderilmesini sağlayan kısım gözün arka kısmıdır. Ön kısmında yapılan ve halk arasında en çok bilinen ameliyat katarakt ameliyatıdır. Vitrektomi ya da diğer ismi ile pars plana vitrektomi ameliyatı, gözünüzün arka kısmında yer alan vitre jeli ve retina üzerinde özel aletler yardımı ile 1 milimetreden küçük kesilerle girilerek yapılan ameliyatın adıdır.”

Prof. Dr. Türkçüoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Vitrektomi, gözün arka boşluğundaki kanamaların temizlenmesi, retina yırtık ve ayrılmalarının tedavisi, retina üzerinde gelişen zarların temizlenmesi, sarı nokta hastalıklarının ve gözün içindeki yabancı cisimlerin çıkarılması gibi çok sayıda hastalığın tedavisinde uygulanabilmektedir. Vitrektomi ameliyatı lokal ya da genel anestezi altında yapılabilir. Operasyon için açılan 1 milimetreden küçük kesilere, ameliyat sonunda hastanın ve gözdeki hastalığın durumuna göre dikişi atılabilir ya da dikişsiz olarak ameliyata son verilebilir. Ameliyat, gözünüzdeki hastalığın tipine ya da ciddiyetine göre gözünüzün içinde sıvı, hava veya silikon vererek sonlandırılabilir. Hava veya silikon, ameliyat sonrası gözdeki hastalığın tedavisini, göz içinde kaldığı sürece sürdürür. Gözünüzün içinde hava bırakılmış ise havanın emilmesi 7-21 günü bulabilir. Bu sürede basınç değişikliklerine sebep olabilecek, uçağa binmek, yayla gibi deniz seviyesinde çok yüksek bölgelere seyahat etmek kesinlikle yasaktır. Silikon verilmiş ise böyle bir tehlike yoktur. Ancak hava kendiliğinden emilirken, silikon göz içinden ikinci bir ameliyat ile alınmadığı sürece kalır ve ancak ikinci bir ameliyat ile alınır. Silikonun uzun süre göz içinde kalmasının avantajları vardır. Ancak 6 aydan uzun süre kalan silikonlarda sütleşme dediğimiz olay başlar ve artık silikonun avantajları yerine dezavantaj oluşturmaya başlar. Bu dezavantajlarda en önemlisi göz tansiyonudur ve silikona bağlı göz tansiyonunun kontrolü ilaçlar ile çok zordur. Bu nedenle silikon sütleşmeye başlamadan, göz içinden ikinci bir ameliyat ile mutlaka alınmalıdır. Eğer göz içine ameliyat ile hava ya da silikon verilmiş ise, mutlaka belirli yatış pozisyonunun, doktorun belirlediği sürece koruması istenecektir. Bu pozisyonu korumak ameliyat başarısı kadar önemlidir. Başarılı bir ameliyat, yatış pozisyonun korunmaması ile bozulabilir ve erken dönemde ikinci bir ameliyata sebep olabilir.”

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.